0 incelemeden
3 Gün 2 Gece
Günlük Tur
Sınırsız
Türkçe
Anadolu’nun sarp dağları ve bereketli ovaları, binlerce yıl boyunca medeniyetlerin doğumhanesi oldu. Bu kadim coğrafyada, taşlar yalnızca yapı malzemesi değil, insanın hayallerinin, inancının ve varoluşunun sessiz anlatıcılarıdır. Ve bu anlatının en görkemli iki durağı: Nemrut Dağı ve Göbeklitepe.
Nemrut Dağı: Tanrılarla Baş Başa
Adıyaman’ın zirvesinde, 2.150 metre yükseklikte Nemrut Dağı, insanın ölümsüzlüğe meydan okuma arzusunun abideleşmiş halidir. Kommagene Kralı I. Antiochos’un, tanrılarla kendi soyunu bir araya getirdiği bu anıtsal mezar kompleksi, gün doğumu ve gün batımında taş heykellerin yüzlerine vurduğunda, zaman adeta durur.
Zeus, Apollon ve Herakles gibi tanrıların devasa başları, kralın kendi heykeliyle yan yana dizilmiş; aralarındaki aslanlar ve kartallar göğe doğru bakan gözleriyle gökyüzüne köprü olmuş gibidir. Nemrut, yalnızca taş yığınlarından oluşan bir anıt değil, insanın evrene bıraktığı büyük bir soru cümlesidir: “Ben vardım, beni unutma.”
Göbeklitepe: Uygarlığın Başlangıç Noktası
Şanlıurfa’nın bozkırlarında, zamanın kumları altına gizlenmiş bir sır, 1990’larda gün yüzüne çıkarıldı: Göbeklitepe. 12 bin yıl öncesine uzanan bu tapınaklar, insanlık tarihini yeniden yazdırdı. Tarımın bile başlamadığı bir çağda, avcı-toplayıcı topluluklar, inanılmaz bir mimari bilgiyle devasa T biçimli taşları yonttu ve inançları uğruna bir araya getirdi.
Taş sütunlardaki tilkiler, akrepler, turnalar ve soyut semboller, insanın doğayla, ölümle ve bilinmezle kurduğu ilk derin bağı anlatır. Göbeklitepe, bir tapınaktan fazlasıdır; insan zihninin kolektif bilinçle kurduğu ilk büyük yapıdır.
Nemrut Dağı ve Göbeklitepe… Biri tanrılarla buluşma arzusu, diğeri inancın ve topluluğun doğuşu. Biri göğe en yakın noktada ölümsüzlüğün peşinde, diğeri toprağın kalbinde insanlığın ilk sorularını soruyor. Bu iki eşsiz miras, Anadolu’nun taşlarında saklı binlerce yıllık insanlık hikâyesinin iki güçlü satırı gibi
Sabah saat 11.15’te Türk Hava Yolları’nın TK2214 sefer sayılı uçuşu ile Adıyaman’a hareket ediyoruz. Saat 12.55’te Adıyaman Havalimanı’na inişimizin ardından aracımız ile buluşup öğle yemeğimizi almak üzere yerel bir restorana doğru hareket ediyoruz. Öğle yemeğimizin ardından sırasıyla Kommagene Kraliyet ailesinin bazı kadınlarının gömülü olduğu Karakuş Tümülüsü ve Cendere Çayı üzerinde bulunan Roma dönemi yapıtı Cendere Köprüsü’nü göreceğiz. Ziyaretlerimizi tamamlamamızın ardından muhteşem gün batışını izlemek için Nemrut Dağı Milli Parkı seyir terasına çıkacağız. Nemrut Dağı zirvesi yakınındaki kafeteryaya varıyoruz. Kafeteryadan güneşin batışını izleyeceğimiz tümülüs yaklaşık 1,5 km ve yarım saatlik yürüyüş mesafesinde. Seyir terası çok sayıda fakat dik olmayan ahşap basamaklar şeklinde düzenlenmiş. Burada güneşin batışını bekliyoruz. Hava açık olur ve şansımız yaver giderse müthiş bir manzara bizleri bekliyor. Turumuzun ardından Adıyaman’daki otelimize hareket ediyoruz. Otele yerleşme ve dinlenme. Akşam yemeğimiz otelde.
Otelimizde alacağımız sabah kahvaltısının ardından yaklaşık 2 saatlik bir yolculukla önce Şanlıurfa’ya, oradan da gezimizin en keyifli duraklarından Göbeklitepe’ye devam ediyoruz. İnsanlık tarihine ait bilgilerimizi değiştiren ve sorgulatmaya devam eden, kimilerine göre tapınak, kült yeri ve farklı anlamlar yüklenen ve gören herkesi hayretler içinde bırakan Göbeklitepe’de sembollerin izinde gizemli bir yolculuğa çıkacağız. Sizce Göbeklitepe’nin klan toplumları taşa bıraktıkları işaretlerle bizlere neleri anlatmak istemişlerdi? Buradan ise Şanlıurfa Arkeoloji Müzesi ‘ne gidiyoruz. Uzman rehberimizin detaylı anlatımları ile Atatürk ve Birecik Barajları kurtarma kazılarından, çevre yerleşimlerden ve Göbeklitepe’den gelen arkeolojik eserleri hep birlikte inceliyoruz. Hemen yanındaki Halepli Bahçe Mozaik Müzesi, sıradaki durağımız oluyor. Burada Amazon Tapınağı içerisinde yer alan Amazon kadınlarına ve büyük Yunan savaşçı Akhilleus’a adanan mozaikleri inceledikten sonra, müzenin en nadide parçası Orfeus Mozaiği’ni de görüyoruz. Uzun yıllar sonra doğduğu topraklara geri dönen bu nadide parçada, lir çalan Orfeus vahşi hayvanlarla birlikte canlandırılmış. Akşam dileyenlerle sıra gecesi ve otele dönüş.
Otelde kahvaltımızı aldıktan sonra Karahantepe’ye gideceğiz. Karahantepe kazıları devam ederken bizler de hali hazırda bulunan insan figürleri ile Taş Tepeler’in bu sonuncusu merakımızı daha da arttıracak. Buradan Harran’a devam edeceğiz. Anadolu’da kurulan İlk İslam Medresesi (Harran Üniversitesi) ‘ni görüp, Konik Kubbeli Harran Evlerinden (Karınca Evi) birini ziyaret ederek mırranın tadına bakma şansına sahip olacağız. Öğle yemeği için ise Balıklıgöl’e dönüp,önce yemek ardından da keyifli bir mırra ya da menengiç molası verip, günün ve alışverişin yorgunluğunu atmak üzere Gümrük Han’a geçeceğiz. Osmanlı döneminde yapılmış olan han halen aktif bir ticaret merkezidir Hz. İbrahim Makamı, Rızvaniye Camii, Ayn Zeliha Gölü,Dergâh Camii, Hz.İbrahim’in Doğduğu Mağara Balıklıgöl çevresinde göreceğimiz yapılar olacaktır. Burada alacağımız muhteşem fotoğraf karelerinin ardından şehirden ayrılarak havalimanına dönüş ve tur sonu.
İki kişilik odada kişi başı : 22.500 TL
Tek kişi konaklama : 26.500 TL
23.10.2026 TK2214 IST – ADF İstanbul alan – Adıyaman 11.15 kalkış 12.55 varış
25.10.2026 TK2247 GNY-IST Urfa havalimanı – İstanbul alan 21.00 kalkış 23.05 varış
Yorum bırakın