2000-2014 – Nereden geldi bu meslek sevdası?

Hikayemiz Mois Gabay’ın, Yusuf Atılgan’ın “Aylak Adamı” ya da Orhan Veli’nin, Sait Faik’in garip akımında değindikleri flanör gezgin misali, ilk gençlik yıllarında önce babası ile ardından da yalnız başına bu şehirde yaptığı yürüyüşlerle başlamıştır…

O, İstanbul’un herhangi bir yerinde, Beyoğlu’nun bütün arka sokaklarında, Haliç’in girinti çıkıntılarında, Cihangir’de, Dolapdere’de, Nişantaşı’nda, Şişli’nin arkalarında, Tatavla’da, Kuzguncuk’ta, Yeldeğirmeni’nde, Moda’da kısacası bu şehrin flanörünün rahat edebileceği ne kadar sokak varsa hepsinde, kendi evindeymiş gibi güvenle dolaşmış ve içselleştirmiştir…

Üniversitenin ilk senesinde tesadüfler eseri tanışacağı ve 18 yıl çalışacağı Euromarmara Tours bünyesinde turizm hayatına giriş yapar. Uzun yıllar Fransa ve Kuzey Afrika pazarlarında aldığı görevlerde hem işin mutfağını uzmanlarından öğrenme hem de deneyim kazanma fırsatı bulur.

2015-2018 – Bir marka doğuyor!

Turizm sektörü, ekonomik, politik, sosyal ve çevresel faktörlere bağlı olarak krizlere karşı oldukça hassas bir yapıya sahiptir. 2015 yılı da maalesef Türkiye başta olmak üzere yaşanan terör saldırıları ile turizmciler için zor bir dönemin başlangıcı olacaktır.

Mois Gabay bu süreçte hali hazırda rehberliğini yaptığı İstanbul kültür turlarını kurumsal bir çerçeveye taşımak amacıyla saha çalışmalarını hızlandırır. Bu esnada gerek Şalom Gazetesi gerekse de 500.Yıl Vakfı Türk Musevileri müzesi bünyesindeki gönüllü çalışmaları da bu süreci destekler.

Flanör ruhla yine bir öğleden sonra Beyoğlu’ndaki sahaflarda gezip, İstanbul üzerine kitapları karıştırırken, misafirlerinden turlarında sık sık duyduğu “Yaşadığımız şehri nasıl da tüketmişiz!” sözleri markanın ismine ilham verir.

İstanbul Tükenmeden markasının oluşum sürecinde o yıllarda ders aldığı merhum İstanbul aşığı yazar Mario Levi ile yaptığı semt gezileri de rotaların edebiyat tadında özgün geziler şeklinde tasarlanmasına vesile olur.

2019-2021 – Dünyanın bin bir türlü hali var!

2018-2019 yılları turizm açısından olumlu yıllardan biri, İstanbul Tükenmeden markasının da tanınırlığının gittikçe yaygınlaştığı bir senedir. Kurumsal İstanbul turlarının yanında marka ilk şehir dışı etkinliklerini de Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinde kültür turları ile gerçekleştirir.

Aynı yıl hayat tüm hızıyla devam ederken Mois Gabay uzun süredir amansız hastalığı ile mücadele eden annesini kaybeder, Kısa bir süre sonra da Mart 2020’de Covid19 salgını nedeniyle yepyeni bir gerçeklikle tanışırız.

Bu uzun sürecek kriz dönemi İstanbul Tükenmeden markasının da kendi kanatlarıyla uçma kararını kesinleştirir. Birçok turizm acentesinin kapandığı, küçülmeye gittiği bir dönemde Mois Gabay projesini yürütmekte olduğu ve yıllarca evi olarak gördüğü şirketten ayrılır ve yeni bir dönem başlar.

Ocak 2021’de İstanbul Tükenmeden sokağa çıkmanın sıkıntılı olduğu bir dönemde bir yandan maskelerle açık havada şehir turları yaparken, öte yandan da “online” kültür turları ile ufak ama umutlu adımlarla Covid19’un bitmesini bekler.

Aynı yıl yine 500 yıllık İstanbullu bir Bulgar aileden gelen Aleksandır Masev’in kültür turları koordinatörü olarak projeye katılmasıyla İstanbul Tükenmeden büyümeye başlar.

2021 – Sizlerle büyüyoruz!

2021 yılı ocak ayında değerli dost ve profesyonel tur rehberi Saffet Emre Tonguç’un vesile olması ile Mois Gabay Sacred7 Travel ile tanışır.

Şebnem Eser ve ekip arkadaşları ile kurduğu dostluk, hem yeni ortak projelere ilham verir, hem de turizmde örneğine az rastlanır bir iş birliğinin temelleri atılır.

Yurtiçi ve yurtdışında yepyeni destinasyonlar düzenli olarak eklenirken, İstanbul Tükenmeden gittikçe artan nitelikli rehber kadrosu ve fark yaratan turları ile büyümesini sürdürmektedir.

2023 yılında mevcut markaya ek olarak, tasarlanan seyahatlerde fark yaratacak “flanör geziler” teması ile İstanbul Tükenmeden yepyeni bir kimliğe kavuşur.

Peki, kimdir bu Flanörler ?

Flaneur bir kent gezginidir. Anın izini süren, rastgele dolaşarak sürekli yer değiştiren flanör, kenti okumak, üretmek ve gözlemlemek için kullanır. Hareket halinde olmak, düşünsel bir yenilenmeyi ve kimliksizliği beraberinde getirirken, flanör toplumu ve kendini arar.

Flanör ‘aylak aylak’ gezerken boş zamanı entelektüel üretimin kaynağını oluşturur.

Flanörün kentte, sokakta ve caddede aradığı şey özgünlük ve biricikliktir…

Flanör, yalnızca yürümek için yürür. Bir yere gitmek için acele etmez, onun yapmak istediği kentin pasajlarına kuytu köşelerine ve kenar mahallelerine girerek onu tecrübe etmek ve merakını gidermektir. O, kentin içinde modernitenin dolaylı ve sürekli değişen etkisini gözlemlemek ister. Flanör, kentin cazibesine müthiş zevklerine dalar, bunları tadar, âmâ bir şekilde ondan ayrı kalır.

Charles Baudelaire’den, Walter Benjamin’e Londra’dan, Paris’e ve en nihayetinde Orhan Veli’den, Yusuf Atılgan’ın ‘Aylak Adamı’na, Sait Faik’in öykülerine ‘flanör’ kendini hikayesi olan her kentte görebilir.

Bu hayatta her yolculuğun bir hikâyesi olduğunu, hayatın kimi zaman kederli, kimi zaman keyifli molalar gerektiren bir yolculuğa benzediğini fark eden tüm ‘flanör’ ruhlara selamla…